• TEL: 0 (228) 314 00 99
  • E-MAIL: SELMAN@KAHVECI-HUKUK.COM
Online Randevu Alın
İletişim

Ceza Davaları, Ceza Hukuku Davaları, Ceza Yargılaması,Ceza Yargılaması Süreci,Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Koruma Tedbirleri ve Genel Özellikleri, Ceza Muhakemesinde Hüküm Çeşitleri

Ceza Davaları ve Ceza Yargılaması

Ceza Davaları, Ceza Hukuku Davaları, Ceza Yargılaması,Ceza Yargılaması Süreci,Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Koruma Tedbirleri ve Genel Özellikleri, Ceza Muhakemesinde Hüküm Çeşitleri

Yayın Tarihi: 23/03/2021

Yazar: Stj. Av. Zeynep KUTLU

Ceza muhakemesi (yargılaması), bir suçun işlenip işlenmediği; işlenmişse bu suçun failinin veya faillerinin kim olduğu ve yaptırımının ne olacağı gibi sorunlara çözüm aramak için iddia, savunma ve yargılama gibi bir dizi faaliyetten oluşan hukuk dalıdır. Ceza muhakemesi hukukunun temel düzenlemesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’dur.

Ceza muhakemesi sürecinde, iddia, savunma ve yargılama olmak üzere üç makam rol oynamaktadır. İddia makamını aslen Cumhuriyet Başsavcısı oluşturmakta ona yardımcı olarak da -emrine bağlı olarak- kolluk kuvvetleri (polis ve jandarma) yer almaktadır. Suçtan zarar gören kişi şikayetçi olmakla kalmayıp aynı zamanda ceza davasına katılmış ise savcının yanında katılan sıfatıyla yer alır. Savunma makamı; sanık, sanığın eşi, yasal temsilcisi (vasi), müdafiden (avukat) müteşekkildir. Yargılama makamı ise mahkemeyi oluşturan hâkim veya hakimlerdir.

Maddi gerçeğe (hakikate) ulaşmak amacı güden ceza yargılaması, soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki evreden oluşur. Soruşturma evresi Cumhuriyet Savcısı tarafından yürütülürken kovuşturma evresi mahkeme tarafından yürütülür. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında savcı veya hâkimin talimatlarıyla hareket eden kolluk kuvvetleri her iki evrede de görev alan yardımcı elemanlardır.

• Soruşturma evresi, suç şüphesinin yetkili makamlarca (Cumhuriyet Savcısı veya kolluk) öğrenilmesiyle başlayıp savcının düzenlediği iddianamenin mahkeme tarafından kabulüne kadar geçen süreci ifade etmektedir. Bu evrede iddia makamı yani savcılık, suç şüphesi nedeniyle delilleri toplar, şikayetçi, şüpheli, mağdur ve tanıkları dinler, gerekirse keşif yapar, bilirkişi görevlendirir. Kısaca olayın aydınlatılması, hakikatin ortaya çıkarılması için gerekli tüm işlemleri yerine getirir. Delilleri topladıktan ve gerekli işlemleri yaptıktan sonra savcı Türk Ceza Kanunu’nda sayılan suçlardan birinin oluştuğu hakkında yeterli şüpheye ulaşırsa iddianame düzenleyerek Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açar. Bu işlemi savcının ağzından tabiri caizse “Ben bu şüphelinin gerçekleştirdiği iddia edilen eylemleri inceledim, araştırmaları yaptım, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri topladım ve nihayetinde falanca suçu işlemiş olabileceğini düşünüyorum sayın mahkeme, bu hususu dikkate alarak yargılamayı yap ve gerekirse ceza ver.” şeklinde ifade etmek mümkündür. Ancak yeterli suç şüphesine ulaşamazsa kamu davası açmaz ve kovuşturmaya yer olmadığına (eski adıyla “takipsizlik”) karar verir. Soruşturma evresinde savcının yapmak istediği bazı işlemler keyfiliği önlemek adına hâkim denetimine tabi tutulmuştur. Bu durumda başvuru mercii sulh ceza hakimliğidir.

• Kovuşturma evresi ise, mahkeme tarafından iddianamenin kabulüne karar verilmesinden başlayarak yargılama neticesinde verilen hükmün kanun yollarından geçerek kesinleşmesine kadar geçen süreci ifade etmektedir. Bu evrede hâkim/ler, Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianameyi esas alarak söz konusu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğine, işlendiyse yaptırımının ne olacağına karar verir. Mahkeme yaptığı yargılama neticesinde; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirlerine mahkûm etme, davanın reddi veya davanın düşmesi kararı verebilir. Mahkeme tarafından verilen karara karşı başvurulan istinaf, temyiz gibi kanun yolları da kovuşturma evresinin kapsamında telakki edilebilir.

Bu noktada Anayasa ile güvence altına alınmış olan temel hak ve hürriyetlere müdahale oluşturması ve bu hakları sınırlaması sebebiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nda m.90 ile m.144 arasında düzenlenen koruma tedbirlerine değinmekte yarar görmekteyiz. Ceza yargılaması sürecinde, hükmün infaz edilebilirliğini sağlamak ve söz konusu suç şüphesiyle ilgili maddi gerçeğe ulaşılması amacıyla uygulanan üstelik özellikle temel hak ve hürriyetleri hükmün kesinleşmesinden önce kısıtlayan ve kural olarak hâkim kararını (Sulh Ceza Hakimliği) gerektiren tedbirlere koruma tedbiri adı verilmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen bu koruma tedbirleri; yakalama, gözaltına alma, tutuklama, adli kontrol (örneğin haftanın belirli günlerinde en yakın karakolda imza atmak, belirli yerlere gitmekten menedilmek), arama ve el koyma, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, teknik araçlarla izleme vb.dir.

Koruma tedbirlerinin genel özelliklerini şöyle belirtebiliriz:

1. Koruma tedbirleri, maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasında araç niteliğindedir.

2. Koruma tedbirleri geçicidir. Koruma tedbirleri, delillerin muhafaza altına alınması, şüpheli ya da sanığın yetkili merciler önünde hazır bulundurulması gibi amaçlara hizmet etmekle beraber şüpheli veya sanığın delilleri karartma, tanıkları etkisiz hale getirme gibi adil yargılanmayı engelleyecek durumların meydana gelmemesini sağlama amacı güden tedbirlerdir.

3. Koruma tedbirleri, niteliklerine göre muhatabına karşı zorla ya da muhatabından gizli olarak uygulanır. Herhangi bir tedbirin tatbik edilmesi muhatabının onayına bağlı olmadığı için kişilerin kendi haklarında hükmedilen koruma tedbirlerine katlanma yükümlülükleri vardır.

Yukarıda kısaca özelliklerini belirttiğimiz koruma tedbirlerinin uygulanma şartları ise şunlardır:

• Koruma tedbirlerinin uygulanabilirliği açısından belirli düzeyde suç şüphesinin varlığının bulunması gerekir. Belirli bir düzeyde suç şüphesine dayanmadan her suç şüphesinde koruma tedbirlerine başvurulması keyfiliğe yol açmakla beraber bireylerin temel hak ve hürriyetlerine haksız ve hukuka aykırı müdahale oluşturacaktır.

• Koruma tedbirine müracaat görünüşte haklı olmalıdır. Yani tedbire müracaat edildiği andaki koşullara göre tedbirin uygulanması maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için elzem olmalıdır.

• Koruma tedbirleri orantılı olmalıdır. Bu orantılılık hem tedbire karar vermede hem de tedbiri uygulamada bulunmalıdır.

Yukarıda da değindiğimiz üzere kovuşturma evresinin nihayetinde mahkeme farklı nihai kararlar verebilir. Hüküm, ceza yargılamasına konu olan uyuşmazlığın usul ve esastan çözülmesini ve yapılan yargılamanın sonlanmasını sağlayan kararlardır.

Ceza mahkemeleri tarafından verilebilecek kararlara kısaca değinecek olursak:

1. Beraat kararı mahkemece; yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, söz konusu suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, suçun sanık tarafından işlenmiş olmasına rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması veya yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hallerinde verilmektedir.

2. Ceza verilmesine yer olmadığı kararına; sanık hakkında suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması, suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali, etkin pişmanlık veya şahsi cezasızlık sebebinin varlığı gibi hallerde hükmedilecektir.

3. Kovuşturmaya konu suçu işlediği sabit olan sanık hakkında mahkeme mahkûmiyet kararı verecektir.

4. Sanık hakkında aynı fiil nedeniyle önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava söz konusu olduğunda davanın reddi kararı verilecektir.

5. Mahkeme, Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı halinde ya da soruşturma/kovuşturma şartlarının gerçekleşmeyeceğini anladığı takdirde davanın düşmesine hükmedecektir.

6. Bir sanığın gerçekleştirdiği eylemler suç teşkil etmesi durumunda hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerekir. Bu noktada şartların bulunması halinde sanık hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verilebilir. Takdir mahkemeye aittir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı verilebilmesinin Şartları:

• Hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise;

• Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,

• Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

• Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmiş olması,

• Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi gerekir.

Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.

Ceza hukuku işlemleri; insanların hürriyetini kısıtlama sonucu doğuran, çok yönlü, fazlaca teknik ve özellikle kolluk personelinin keyfi uygulamalarına da sık rastlanılan bir alan olduğundan muhakkak bir avukat yardımından faydalanmayı gerektirir. Aynı zamanda suçtan zarar gören, mağdur olan kişilerin haklarının korunması, zararlarının giderilmesi, temel ve hak özgürlüklerine halel getirilmesi nedeniyle failin cezalandırılmasının sağlanması adına bir avukatın hukuki yardımından yararlanılması elzemdir.

Kahveci Hukuk & Danışmanlık Bürosu, geçmişte olduğu kadar bugün de siz kıymetli okuyucularımızın gerek savcılık ve karakol aşamasındaki ceza soruşturmalarınızın yakın takipçisi oluyor gerekse mahkemelerde (Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemesi) yapılan yargılamaların hukuka, kanuna ve vicdana uygun olarak nihayete ermesi için elimizden geleni yapmak için gece gündüz çalışıyoruz.

Randevu talepleriniz için (0228) 314 00 99 numaralı telefondan arayarak derhal yakın bir tarihe randevu alabilir dilerseniz sitemiz üzerinden elde edeceğiniz adres bilgisi ile büromuza gelebilir ve ön görüşme sağlayabilirsiniz.

Pdf Dosyası Pdf olarak indir

Word Dosyası Word dosyası olarak indir

"Ceza Davaları ve Ceza Yargılaması" adlı makalenin tüm hakları yazarı Stj. Av. Zeynep KUTLU'ya aittir ve makale, yazarı tarafından (https://www.kahveci-hukuk.com) internet sitesinde yayınlanmıştır. Söz konusu bu makalenin bütünü yazarının izni olmaksızın çoğaltılamaz, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun olarak makaleye atıf yapılmak suretiyle alıntı yapılabilir.